Röfülman, psikanalizin ana esaalanndan biridir. Çünkü psikonevrozlann marazi oluşumunda en önemli rolü oynıyan bir mekanizmadır. îlk zamanlarda Freud’un mesai arkadaşlanndan biri, etiolojik teşhis ve tedavide aun’i uyutma ile serbest çağrışım metodunu kullanarak psikolojik incelemeler yapmıştır. Bu incelemeleri sırasında hastalar, açık kalplilikle ruhlarında derin uçurumlar yaratmış olan olayları anlatırken bazı hususlar dikkatini çekmiştir. Çok defa hastalar, her türlü kötü düşüncelerden uzak ve tam manasıyie samimiyetle akla geldiği gibi konuşmaları gerektiğini öğrenince, bazan ortaya bir takım güçlükler çıktığım gördü. Hastaların, rahatça konuşurken birden bire durumlarının değiştiğini, verilen direftiflerden saptıklarını, kafalarında beliren fikirler arasında seçmeler yaptıklarını, ellerinden geldiği kadar konuyu değiştirmeye çalıştıklarını, talimata göre hareket etmeleri gerektiği kendilerine hatırlatılınca da sinirlendiklerini, bağınp çağırdıklarını, hatta davranışlarının bile değiştiğini müşahade etti. Bu karşı koyma hali, muhakkak ki, hastanın söylemek istemediği, utanılacak ve gizli olan şeylerden ileri gelmektedir. Bu durumlar da esas hissi kompleksin boşalmasını zorlaştırır Hastalar, bu hususları hem kolay kolay benimsiyemezler, hem de hekime anlatmakta güçlük çekerler. Bu duruma göre bazı hatıraların uyanmasına engel olan bir kuvvet var demektir. Bu kuvvetin belirtilerini hastanın karşı koymalarından anlıyoruz. Hastanın ele almak istemediği veya ifade etmekte zorluk çektiği bu hatıralar bir çeşit dürtü üe bilinç dışına itilir. îşte bunlar için «bilinç altına itilmişlerdir» veya «Befule olmuşlar» dır denir. Bunu yaptıran mekanizma da «Refoulement — Baskı» dır.

Bu mekanizmayı gereği gibi anhyabilmek için Freud’un psişik hayatımızla ügili olarak ortaya koyduğu önemli fikirlerini kısaca açıklamamız gerekir.
Freud’un psişik hayatımızla ilgili olarak ortaya attığı önemü bir kavram vardır. Bu da «Bilinç altı» veya «Bilinç dışı» dır. Freud bu kavramı zihni hayatımızın bir deposu, bir malzeme ambarı olarak kabul eder. Burada daha çok gerçekleştirilmesi imkânsız olan birtakım anormal ve sapık eğilimler gibi aşırı ve karıştırıcı, bozguncu unsurlar bulunur.
Freud, bilinç altından başka (Id) ve «Libido» denilen iki esaslı kavram daha ortaya koymuştur. İlkel benliğimiz olan «Id», durmadan cinsel hayat güdümüz olan «Libido» ile ilgili insiyaklarımızı doyurmaya uğraşır. Fakat «Ego», hemen baskı mekanizmasını harekete geçirerek, sosyal gerçeklere uymıyacak olan ilkel benliğin isteklerinin bilinçe çıkarılmasına müsaade etmiyerek, bunları geri bilinç altının karanlık derinliklerine iter. Böylece, bilinç altının doyurulmamış istekleri zaman geçtikçe çoğalmağa başlar. İşte bütün bu bozguncu unsurlara karşı, düzeltici, düzenleyici engel veya ego ile karşılık veriyoruz ki bu da röfülmandır.
Bu bilinç alanında bulunması istenmiyen düşünce veya eğilimleri içine alan dinamik bir faaliyettir. Bu, otomatik, irade ve bilinçin dışında yapılan bir fonksiyondur. Bilinç alanında bulunan şeyleri, bilinç altına itme fonksiyonu, bazan bilinçli de olabilir. Meselâ, o anda ilgilenmek istemediğimiz herhangi bir fikir veya, düşünceyi bir yana itirek esas konuya yönelmemi., bir filim seyrederken dikkatimin çeken şeylerden unkiaynAm» gibi… Bu gibi bilinçten uzaklaştırma halleri, günlük hayatımıaria çok görülür. Fakat bu refulman değildir. Sadece rastgele bir «suppressioa» baskıdır. Bu tamamen bilinçli bir oluşumdur, istediğimiz aman, itilen bu psişik malzemeleri tekrar kolaylıkla bilincimize getirebiliriz. Halbuki, refulman (baskı), özellikle isteğimiz dışında bir ayıklama ve itmedir. Fert bu yoldan herhangi bir duygu veya düşünceyi bilinç altının derinliklerine ittiğinin, hatta oradan çıkarılmasına engel olduğunun da farkında bile değildir. Sonra fert, bilinç altına itilen düşünce veya isteklerin bilinç alanına gelmesini arzu etse dahi bunu istiyerek yapamaz.
Baskı olayının meydana gelmesinde sadece «ego» rol oynamaz. Bu işte, daha önce, bilinç altına itilmiş olan çekicilik özelliklerine sahip bulunan. psikolojik elemanlar da etkilerini gösterirler. Bilinçte bulunan ve kendilerine uygun olan elemanları bilinç altına çekerler. Yalnız baskının meydana gelebilmesi için, bilinç altında çeşitli bozguncu unsurların bulunması ve bilincin uzaklaştırmak istediği unsurları çekmeğe hazır olmaları şarttır. Refulmanın gücü altına girip bilinç altına itilen psikolojik unsurlar orada rahat durmazlar. Bir yolunu bulup bilinç alanına çıkararak, kendilerini benliğe kabul ettirmeğe çalışırlar. Bilinç altına itilen bozguncu unsurlar, sürekli olarak bilinç üzerinde baskı yaparlar. Bilinç de bu baskıya karşılık bir baskı da bulunarak dengeyi bozmamağa çalışır. Bilinç bu karşı koymayı «Baskı» mekanizması ile yapmaktadır. Bu suretle bilinç altı üe baskı mekanizması arasında devamlı ve güçlü bir çatışma ortaya çıkar. Bunun üzerine, bilinç altında bulunan psişik öğeler, bilinç alanına çıkmak ve kendilerini benliğe kabul ettirmek için çeşitli çarelere başvururlar. Meselâ, uyku, bu çarelerden biridir Uyku esnasında, benliğin kontrolü zayıfladığı için, bilinç al. tında bulunan istek ve dilekler, büinç alanına kolayca çıkarlar. Orada hem kendilerini ifade ederler, hem de doyururlar.
Bilinç altına itilmiş ve orada kalan unsurlar, bilinçte bulunmaması gereken unsurlardır. Bütün utandırıcı, korkunç, acı hatıralar, düşünce ve duygular, bilinçten uzaklaştırılarak bilinç altına itilirler. İlk hayat yıllarının hatırlanmam alarmın, unutulmuş olmalarının gerçek bir sebebini burada aramak gerek. Bu duruma göre refulmanlann köklerini, çocukluk yıllarına kadar götürebiliriz. Başka bir ifade ile refulm anlar çocukluk yıllarında başlar. Çünkü, çocuklar, Ptfko — eksüel gelişmeleri sırasında çeşitli yasak, tehdit, terbiye şekilleriyle karşılaşır. Bu durum karşısında çocuk, bütün isteklerini, arzularını, dileklerini hiçbir değişikliğe uğratmadan gerçekleştiremez. Bununla beraber, acı yaratan olayların hatıralarını bilinçten atamazlar. Birbirini takip eden üzücü hatıralar, duygular, düşünceler de aynı sollenuca uğrarlar. Bilinçte üslintü yaratan bu öğeler de bilinçten çıkarılarak, bilinç altına itilirler. Refulmanlar böylece hayat boyunca devam eder.
Aşağıya alınan parça bir kız çocuğunda refulmanın nasıl meydana geldiğini gösteren tipik bir örnektir. «Altı yaşında bir laz çocuğu, bir erkek çocuğun kendisine gösterdiği cinsel organlarını seyretmeğe meraklı idi. Bir gün babası görülüyor, çocuğu taldp ediyor. Bu seyretme esnasında şiddetli baskılarla çocuğu, burnu kınlın caya kadar dövüyor w ona bu davranışın kötü olduğunu hissettiriyor. Olayın oeryan ettiği giinden itibaren çocuk bu acı hatıralarını şuursuzca baskı altına almaya başlamıştır. Yani baskı hoşlanılmıyan bu hatırayı bilinçten uzaklaştır. iniştir. Kendisi iyi, dürüst olduğu zaman ebeveyninin mes’ut olduğunu görüyor, düşünüyor, memnun oluyordu. O, yalnız yüksek düşüncelere karşı ilgi duyan, vazife seven model bir kimse olmuştu. Sevdiği ve hünnet ettiği bir erkekle evlenmiş olmasına rağmen mes’ut değildi. Çünkü hiçbir zaman cinsel arzu duymamıştı, tâki bu hâl elli yaşlarında sebep meydana çıkıncaya kadar devam etmişti.»
Ferde üzüntü veren, onu başarısızlığa ve aşağılık duygusuna sürükliyen çeşitli sarsıntılar karşısında, düzenleyici, düzeltici, yatıştırıcı refülmanlar da vardır. Sayın Profesör Rasim Adasal bu türlü refülmanların fonksiyonunu şöyle açıklamaktadır: «Esasen insan, ancak bu şuur dışı mekanizma sayesinde hayvanlıktan uzaklaşır ve medenileşir. İnsan olgunluğu fertte ve kitlede birçok müsbet refulmanlann eseridir. Bu olmasa lokantaların iştiha açan kamçılayıcı vitrinleri önünde oburlar ve açlar, kuyumcu mücevherlerinin önünde birçok para harisleri hislerine mağlup olur ve suçlar işlerler. Şüphesiz ki bütün bunların dereceleri vardır. Bunların bir kısmı nihayet marazı bir kaynak teşkil etmiyen ve normal fonksiyonlar olarak bizi koruyan bir takım baskılardır, özellikle cinsel tabiatlı refulmanlar herhangi kamçılayıcı bir sebeple daima bir nevroz yaratacak mahiyeti ve şiddeti taşırlar. Bunlar da müsbet veya menfi, yani başarılı veya başansız olabilir. Bir delikanlının ikf üç kıza birden sempatisi olabilir; yahut birine de şiddetle tutkun da olduğu halde refulman sayesinde o aşıla bulunmadığı bir kadınla da evlenebilir. Şuur altında iki grup arzu arasında bîr savaşma vardır; ve bu da kendisini refubnana uğratır. Bu ruhun bir kurtuluş vasıtası olmak üzere başarılı bir refulmandır. İnsanların gündelik hayatları bu ufak refulmanlar ve süblümasyonlarla doludur.»
«Refülman mekanizması her vakit kolaylıkla ve kendiliğinden müsbet olarak vâki olmaz. Tıpkı ikinci devre sarhoşlukta olduğu gibi ruhun derhal tatmin ve itaat dileğinde bulunan âsi ve egoist taraflan vardır. Özellikle müsait yapılarda bu daha çoklukla vâkidir. İçten gelen vahşi ve şeytâni bir ses, Faust’daki Mefistofeles gibi, durmadan haykınr ve iptidaî, ham, çocukca, vahşî içgüdüleri ve daha ziyade anarşik mahiyette olan libido’yu teşvik eder ve bu takdirde aynı delikanlı arzu edilmiyen kadini alır. Halbuki bu kadın cemiyet, aile, arkadaşlar nazarında damgalı ve başka kocalara hıyanetlerde bulunmuş olan hafif meşreb bir kadın olabilirVahşi arzu onu dinlemez ve şuura hakim olur. İşte bu da menfî bir refülmandır. Fakat artık buna refulman değil, kötü karar demek daha doğru olur. Yahut delikanlının bu çatışması son derece şiddetli, ızdırap vericidir; ne Zeynebi ve ne de Ayşeyi alır, yahut müsbet bir refulmanla bidayette Zeyneple evlenir; lâkin ondan sonra câhil muhitin izah edemediği ruhi bir durgunluk, bir obsession, bir teskin edilmez üzüntü baş gösterir. Çatışmaların derecesine ve cinsel iç güdünün mazi üe olan bağlantılarına veya herhangi bir gelişme safhasına dönüşüne göre baş gösteren refulmamn sonucu ya bir nevroz, ya bir psikoz, ya bir sapıklık veyahut da bazan bir suç olabilir. Bu, cinsel içgüdünün en basit şekilde marazi yola saplanması ve ahlâk, aile, cemiyet hesabına müsbet veya menfi olarak sembolize oluşudur. Yoksa baş gösteren sinirsel ve ruhsal ruh aykırılığının veya cinsel kuvvetsizliğinin klinik şekline, yani hastalığın bir fobi, bir obsession, bir isteri, bir nevrasteni, bir heyecan nevrozu, bir hipokondri olmasına göre birçok tâli şuur altı mekanizmaları bahis konusudur.»